2/3/2007 - TEBRİKLER ARKADAŞLAR-Muhammet Ali DEMİR
TEBRİKLER ARKADAŞLAR,
EMEĞİNİZE VE YÜREĞİNİZE SAĞLIK
1 Mart 2007 ,saat 17.00 Edebiyat kulubü, Türk Edebiyatı Komisyon toplantısı.Karar verilir,afişler hazırlanır.”Hangi fakülteden,hangi bölümden olursan ol gel.Yeter ki,gel.”mealindeki bu ilanlar üniversitenin muhtelif yerlerine asılır.Ve çok büyük ümitler oluşmuştur bu oluşuma ve bu buluşmanın olmasına çaba gösteren o bir avuç kadroda.
Sonrası hüsran.Sabah gelindiğinde görülen o hazin tablo.Birileri bu toplantıyı- herhalde gerçekleştirmek isteyenlerin o müthiş çabasını ve emeğini göz ardı ederek-sabota etmek gayesiyle bütün afişleri yırtmıştır.Bu Boğaziçi tarihinde belki ilkler arasında yer alabilecek menfur bir eylemdir çünkü üniversitede hangi görüş olursa olsun ,afiş asma hususunda bir uzlaşı söz konusudur.Yapanlar hangi insani kriterleri kullanarak yaptılar bilmiyorum ama tahmini olarak söylemek gerekirse bunu yapmaktaki amaçları şunlar olabilir:
a-Toplantıyı sabota etmek.Sebep, tabi çeşitli teoriler üretilebilir ama bize düşen görev veya sorumluluk ya da faaliyet yelpazesini ,kanımca bügun o afişin manasında gizlendiği gibi,”Afişlerimizi yırtmış olsan da yine gel.” diyerek o arkadaşları da, -inanmış olduğumuz edebiyatın edeb yönü gereği –aramıza katmaya istekli olarak genişletmemiz gerekmektedir.Ama biz onlar kimdir bilmiyoruz?Bilmemize de gerek yok. Kapılarımız herkese açık olduğu gibi onlara da açık olduğunu faaliyetlerimizde göstermemiz gerekecektir.
b-Katılımın az olmasını sağlamak.İşte onlara en güzel cevap tekrar ediyorum bu bir avuç gönül ehillerinin gönüllerinden fışkıran ve Türk Edebiyatı’nın muhtevası gereği; sevgiyi, edebi,kardeşliği,birlikte yaşayabilmeyi ve bir şeyleri birlikte yapabilme ve paylaşabilmeyi; hangi görüşten,yaşayıştan,kültürden,sosyoekonomik düzeyden olursa olsun hedefleyen o yüksek amaç ve samimiyet ve azim bu çabayı da boşa çıkarmış oldu.
c-Bu işe ve bu buluşma toplantısına emek veren ,ümit ve umutlarını bağlayan arkadaşlarımızın amaçları olan;komisyonun adı,misyonu ve faaliyetlerinin daha çok insana duyurulmasını,düzenlenecek olan etkinliklere katılımın fazla olmasını,bu komisyonun yelpazesinin genişletilmesini-yani komisyon çalışmalarında bilfiil görev alanların sadece Türk Dili ve Edebiyatı öğrencileri değil,diğer bölümlerden de bu yönde bir destek alabilmek-engellemek istenmesi olabilir.
d-Bu çoşkun azmi sezen ya da gören kimi çevreler afişleri yırtarak, arkadaşlarımızı sükutu hayale uğratmak ve başlamış oldukları bu yoldan onları vaz geçirip ‘oturun oturduğunuz yerde’ diyerek bir göz dağı vermek istemiş de olabilir.
Tabi bizim veya en azından benim gibi bir edebiyat gönüllüsü olmak isteyen ama bunu çeşitli nedenlerden dolayı arkdaşlarımızla birlikte fiiliyata dökemeyen birisi olarak, hiçbir şeyden habersiz toplantıdan bir gün önce arkadaşlarımızın o hazin,perişan,hayal kırıklığına uğramış ve son derece üzgün olduğunun gerekçesini öğrendikten sonra, tabi onlar kadar olmasa da çok mütessir oldum.’Yani hiç olmazsa emeğe bari saygı gösterin be kardeşim.’dedim içimden ve bu üzüntü gün boyu devam etti ve toplantıya katılımın düşük olacağını tahmin ettim.Ve arkadaşlarımızın vermiş olduğu emeğin bu şekilde görülmeyip amaçlarının sabote edilme girişimini lanetle kınadım.Ne yapalım elimden acak o geldi.
Arkadaşlarımızın bu toplantıyı duyurabildikleri insanların ve tabi sınıf arkadaşlarının gelmesi aslında başlangıçta o kadar da kötü değildi.Ne yapsınlar?Sağlık olsundu.Gayrete,çalşmaya ve yılmamaya devamdı.Çünkü çekirdek kadro o kadar, sınıf içersinde uğraşmasına rağmen önce dört ve sonra beş olmuştu ve şimdi altı kişiler.Yaklaşık bildiğim kadarıyla iki veya üç ay bu kadro çabalamış ve başladıkları bu gönül yolculuğunu bırakmaya hiç niyet dahi etmemişlerdi.
Artık faaliyet zamanıydı ve altı kişilerdi.’Biz söyleşi yapalım.şiir dinletisi yapalım,dergi çıkaralım,…,vb’.Hedef belliydi söyleşi için önce İskender Pala’nın kapısı çalındı ama yoğun proğram karşılarına çıkınca bu sefer görev paylaşımı yapıldı ve Zuhal arkadaşımıza Tuna Kiremitçi düştü ve olağanüstü bir çaba ve sonuç 9 Mart 2007 ,Cuma günü yanlış hatırlamıyorsam saat 15.00’te bir söyleşi.
Sonra bu yılın Mevlana yılı ilan edilmesi sebebiyle Mevlana konulu bir şiir dinletisi ve sema gösterisi .Bu hedef için de elden gelen çaba devam etmektedir ve tabi edecektir de.Ve son olarak bir dergi .İçerik yine büyük ölçüde Mevlana olacak olduğu söylendi ama çeşitli görüş ve isteklerin değerlendirilmesi sonucu sanırım dergi tam şekil alacak ve komisyonun ilk yazım ürünü ortaya çıkacak.İlk ürün,ilk göz bebeği.Kim bilir ne müthiş duygudur o.
******
Toplantı günü geldi çattı ama şahsım bir işten dolayı toplantıya geç kaldım ama o kadar da geç değildi.Lakin kısa bir süre sonra geri gitmek zorunda oluşum elimi kolumu ve zamanımı bağladığından benim için son derece geçti çünkü tam on veya on beş dakika kaybetmiştim.Zaten çok fazla katılımın olmayacağını düşündüğüm için yeni arkadaşlarla tanışır ve tekrar işime dönebilirdim düşüncesine sahip olduğum için giderken bunu o kadar da dert etmiyordum.Ama laf aramızda Ali'den dolayı geç kalmama rağmen ona fazla kızmıyordum şimdi ise Ali kardeşimi ciddi bir lisanla selamlıyor ve saygılarımı sunuyorum.
Güney study’ye giriğimizde edebiyat kulüp odasını arıyoruz ve Murat kardeşimi kapıda durarak gelenlere yol göstericilik görevini üstlenmiş bir şekilde buluyoruz.
İçeri girdik son derece büyük bir sevinç şaşkınlığını yaşadık.İçerisi tıklım tıklımdı.Her düşünce ve yaşam renginden insanlar vardı ve bir çoğu değişik fakültelerdendi ve birleştici bağ Türk Edebiyatıydı.Ardaşlarımızın o hazin olaya rağmen bu kadar talebin olmasının verdiği sevinç ve şaşkınlıkla amaçlarından bahsediyor,içerde bulunanları bilfiil komisyonda görev almaya davet ediyorlardı.Gözlerindeki o müthiş sevinç etrafa edebiyatın o gizli tılsımını aşılıyor ve çalışmaya gelemeyenlere ah keşke dedirtiyordu.
Toplantı süresi dolayısıyla uzadıkça uzuyordu ama benim de tekrar öbür yükümlülüğümün gereğini yerine getirmem gerekiyordu.Bu sebeple erken çıktım.
Bendeki merak had safhada.Akşam komisyon üyesi olan Murat kardeşimi aradım.Nasıldı, sonuna kalamadım?Niye?sorusuna geçerli mazeretimi verdikten sonra arkadaş kısa bir malumat verdi ve çok muyluydu.Tabi ben de.
Sonra 22.00 civarlarında markete gitmem gerekti.Orda toplantıda katılımcı olan,aynı sınıfta olduğumuz ve toplantının sonuna kadar kalan diğer bir arkadaşımdan, benin için bu güzel başarının sevincinin üzerine gölge düşüren bir detay öğrendim:
Arkadaşlarımız toplantı için yapmış oldukları hazırlıklar sadece sunumdan ve bilgi vermekten ibaret değilmiş.Bu hazırlıklarının yanında leziz kekler de yapmışlar.Malesef bu ikramı ben kaçırmış bulundum.
Yazıyı bu latifeyle bitirdikten sonra şimdi o güzel insanları isimlerini söyleyerek onurlandırmaya ,aslında böyle değerlerle aynı dönemi paylaşıyor olmaktan dolayı onurlanmaya,sıra geldi.Ama bir arkadaşımızın soyismini hatırlayamıyorum onun için kendisinden affımı diliyorum.İşte o kahramanlar:
AYŞEN ALP
DAMLA
FEYZA ANDAŞ
MURAT ŞİMŞEK
ÜLKÜ TÜKENMEZ
ZUHAL EROĞLU
Eğer sürçü lisan etmişsem affola.Şahsım adına düşüncem,yaşayışım,hedeflerim her ne olursa olsun ortak paydamızdaki bu gayretinizi tekrar ve tekrar ayakta alkışlıyor ve zaman ve zeminin elverdiği sürece bu uğurda sizinle yürüyeceğimi beyan ediyorum. Muhammet Ali DEMİR
|