22/2/2007 - BEYZADE'DE BİR İZDİVAÇ DOĞUYOR-2 (Muhammet Ali Demir)
SERAP BENİMLE EVLENİR
MİSİN?
(Nerdesin, şimdi kim bilir? Acaba beni hatırlıyor musun? Sana olan sevgimi biliyor musun? Peki, evlenip çoluk çocuğa karıştın mı? Şu anda bile seni düşünüyorum. Ah Serap nerdesin?Bak senin için yine bir akrostij kullanarak bir şiir yazdım.Gelip okuyabilir misin?)
Sevdim seni ama gizledim evet
Erişilmezliğin hayatım için oldu nefret
Rica ederim gel bu sıkıntımı defet
Anlamak zor beni, biliyorum lakin
Pek söyleyemiyorum duygularımı sakin sakin.
Bakardın da bana yüz bulamazdın ya
En samimi bu sevgiye yüz veremezdim ya
Nadir bir elmastın ne bulunmazdı eşin
İçimden geçirirdim acaba olabilir miyim eşin.
Merak etme söz veriyorum peşin peşin.
Layık değilim desem de içimden sana,
Emri vaki yapılaydı keşke bir gün bana.
Evimiz zeminin altında idi; kapıcı dairesi.
Viran değildi çok şükür ama apartman eskisi.
Liyakatim var mı ki, sen bir peri kızı,
Esasen mal varlığınızda kesti benim hızı.
Neyse ki artık güzel bir işim ve de var aşım.
İllede cesaret edemezsem kaldırılsın benim naşım.
Rızan olup gelirsen olursun üstüne gözüm başım.
Mekân aydınlanırdı sen girince ama sevmezdin.
İsimliler kuşağında ben isimsizliğini sezdim.
Sevgiye, aşka gördüm ki hep hürmet beslerdin.
İnşallah kabul-ü karin eylersin şu teklifi acizimi
Nihayetsiz bir mutluluğa gark edersin bu acizini.
**************
—Süleyman Salih
-Evet.
-Benim geleceğimi nerden bildin?
-Hiiiiiiiiiiç,şey bilmiyordum.
-Tamam yukardaki notta görüyorum ama bu durumda bunu yazman doğru mu?Ahlakli mi?
-Dur ya, sana ne oluyor.Peki bilmek mi istiyorsun söyleyeyim.Ben seni rüyamda gördüm ve tanımadığım birisine karşı şaşılacak derecede duygu yüklü olmama şaşıyordum.Aslında ben gelene değil de Serap’a karşı duyduğum o karşı konulmaz sevgi demek ki yeniden hortladı.Ne güzel onu yedi sekiz senede ancak öldürebilmiştim.Yani öyle zannediyordum ama bakıyorum da daha öldürememişim.
—Yani beni hala seviyor musun?
—Evet, Serap, açıkçası seni sevdiğimi söylemek artık bana zor gelmiyor. Çok acılar çektim seni sevdiğimi söyleyememekten. Evet, seni seviyorum, çok seviyorum ama şimdi hem kafam hem de duygularım allak bullak oldu.Lütfen şu soruları sormama izin ver:
Birincisi, kazada annemle beraber olduğunu iddia ettin. Ama ben o kazadan kimsenin sağ çıkmadığını biliyorum, en azından bana öyle söylendi. Hem o kazada annemlerin yanındaki kızın ismi, Serap değil Sümeyye olduğunu da ayriyeten bizzat Refik Amcadan öğrenmiş bulunuyorum.Ve hem bütün komşular ve hatta faturalar dahi Sümeyye diye yazıyordu.Yani o kız sen olamazsın.Bu kesin senin bir oyunun.Tam yaralarımı sarmış ve bir yuva kurmaya karar vermiştim ki yine hayatıma tekrar girerek beni mahvetmeye çalışmaya devam ediyorsun.
İkinci olarak madem beni bu kadar seviyordun da o olayda arkadaşlarımla bir olup niçin bana oyun edip beni eğlence metaına çevirdin? Lütfen bu sorularıma cevap istiyorum. Tamam, seni çok sevmiş ve seviyor olabilirim ama bu sorularıma geçerli bir izah isteğinden seni sevmem beni alıkoyamaz.
—Hiç sormayacaksın sanmıştım özellikle ikinci soruyu.
Senin aklın hep beş akrış havadaydı üniversitede.Her şeyi bilir tavrından her zaman nefret ederdim ve birisini dinlemeyi -en azından ön yargısız olarak-hiç başaramazdın ve belkide şimdi için içini yiyor sana aklın beş karış havadaydı dediğimde.Ama aferin az buçuk karşındakini dinlemeyi öğrenmişsin.
—Serap lütfen konuya girer misin?
—Tamam tamam, kızma hemen. O olayda tamamen ben samimiydim ve seni ne kadar çok sevdiğimi haykırırken de, inan sana karşı bir nebze olsun alay yoktu ama senin gelmiş olduğun alt kültürün etkisinden kendini bir türlü kurtaramayışın seni benim ve bizim hakkımızda her zaman söylediklerimize ve yaptıklarımıza ön yargıyla yaklaşmana sebep oldu.
Tamam bende de hep alt kültür dediğimiz insanların dünyasını yakından bilmeyişimin etkisiyle seni kıran ve hatta hırpalayan bazı sözlerimin olduğunu şimdi çok rahat görebiliyorum.Ama sen beni bu konuda mazur görüp aydınlatacağına “Benle bu şekilde alay etmenize artık dayanamam “ deyip bizden tatsız bir şekilde ayrılman tam on yılımıza mal oldu. Ve gördüğün gibi sana karşı olan sevgimden dolayı artık o insanların arasında o insanlar gibi yaşıyorum ve de çok mutluyum.
—Lütfen Serap,sen ha.Güldürme beni.
—Bak görüyor musun asıl alaycının kim olduğunu?Şimdi benle bu şekilde konuşma diyen yüz mimiklerinle beni susturmaya kalkışmamalısın.Çünkü bunca yıl boş bir inat yüzünden hayatımızın en güzel yıllarını heba etmemize sebep olduğunu elbette gördün.Hem artık benim de annem diyebileceğim o muhterem insanı hayatta senin mürüvvetini görmeden ahirete irtihal etmesi de işin cabası.
—Canım anneciğim,ıhı ,ıhı.....
Ya öyle demek istemedim lütfen ağlama.Hem sen hiç ağlamazdın.Ya tamam özür dilerim ama ağlama .Süleyman Salih,lütfen dedim.Bak herkes bize bakıyor.
—Garson,bir su lütfen.
—Buyur,abla!
—Bir su,su dedim.
—Aaaa, Süleyman Abi,n’oldu abi sana.
—Tamam bir şeyim yok.
—Abi!
—Tarık, tamam dedim.
—Bak Serap, tamam senin de benim gibi insani olarak geliştiğini ve hatta anne ve babama eğer dediğin doğruysa bir evlat olduğunu görmeyecek kadar akılsız değilim.Hem şimdi akademisyen olarak seni bu şekilde sakin dinlediğim kadar senin de aynı şekilde dinlediğini de göz ardı etmiyorum.Tekrar diyorum eğer dediğin doğruysa şimdi eşekliklerim için senden özür de dilerim ama anlattığın şeyleri ya uydururyorsan.
Sizin çevre geniş ve zenginsiniz.Pekala bu olayı öğrenmiş ve o yıllardaki reddedilme kızgınlığını benden öç almaya dönüştürme isteğini hayata geçirme senaryosunun bir perdesini sahneye koymadığını ben nerden anlayayım?Hem tekrar ediyorum.O kazada kurtulan olmadı.Eğer sen o kızsan isbat et.Bizim binada oturduğunu söylemiştin.Elbette komşular seni tanıyacaktır.Tabi ya komşuya da gerek yok.Ta Sincan’a kim gidecek şimdi, buradan Ulus’a gider ve Refik Amca’dan her şeyi öğreniriz.Tamam kalk gidiyoruz.
—Süleyman Salih,bak kalbimi kırıyorsun.İfadelerin son derece kırıcı.Eğer onun ben yani benim o olduğunu aman her neyse.Ben o kızım.İsbat mı istiyorsun.Al.
—Ben telefonu n’apıyım.Ha,Refik Amca’yı mı arayacağım?
—Hayır galeriye girip fotoğraflara bakacaksın.
—Hı,anladım.
*************
—Ama nasıl olur?Tamam ,sensin ama üç senedir nerdeydin.Hem seni ölü biliyorlar.Bütün bunlar bir yalan mı yani sen sağsın.Yoksa annem babamda sağlar di mi?Sağlar de n’olur?
—Ah keşke her şey o kadar kolay olabilse.
—Ama sen nasıl kurtuldun?
—Babanın senin doğduğun yıl olduğu ameliyat sonrası öldü diye morga konulduğunu ve sonra yaşadığı anlaşılınca tekrar yoğun bakıma alınıp ordan da hayata döndüğünü duymuşsundur.
—Yani sen de mi?
—Evet,ama benim yoğun bakımım biraz babanınkinden uzunca oldu tam iki sene üç ay yedi gün on altı saat sürmüş.Rakamı tam bilmiyorum ya hastaneden verilen raporda yazıyor.Sonra
Yedi sekiz ay piskiyatri kliniğinde müşahede altında kaldım.Bu süre boyunca ailemde beni affetti ve hatta senin durumunu araştırdı ve artık evlenmek istemeni fırsat bilip kavuşmamız için ön ayak oldular.Sağolsun Refik Amca,okuldaki Ankara’da olan arkadaşlarımız da elinden geleni yaptılar.
Bak onca şey fedakarlık edilmiş bu aşkımızın ebedi olarak yaşaması için her şeye rağmen ben elimi uzatıyorum.Ha ben Mecnun’un Leyla’sına dediği gibi ben gerçek aşkı buldum emcaz aşkı nedeyim dersen,ben de derim:
Ben de gerçek aşkı buldum gel mecaz aşkımızı beraber gerçeğe çevirelim ve ebedi olarak birbirimizin sevgilisi olalım.Öyleki;her şeyi Alalh için sevmeyi şiar ettiğini söyleyen sen
Gel beni de Allah için sev ve artık ayrılmayalım.
—Ah ki yüreğim kor ateşler içinde yanıyordu
Her geçen cinsi latifi ben sen sanıyordu.
İstedim seni Allah için sevmeyi ki demişler:
“Eğer aşık değilsen girme kapımızdan ey köse!
Çünkü aşıklar halisane cevap verir o ulvi sese.”
Şimdi hatırladım ismindi senin Sümeyye Serap
Pek sevmezdin ilk ismini duyunca olurdun harap.
Ben de derim:”Gel eskiye bir sünger çekelim.”
Gerçek aşkımızı ebedi köşklerde geçirelim.
Şimdi diyorum gönül rahatlığıyla Ey Gönlümün Sultanı:
Seni istemek için tanıştır bana atanı.
Böylece mutlu da ederiz mezarda yatanı.
—Aaa çok güzel.Hiç formundan geri kalmamış hatta ilerletmişsin.Nasıl söyledin bu mısraları.
—Serap,aşkımın kaynağı,dilimin düğümünü çözen hep sen oldun .Şimdi tekrar ediyorum benimle evlenir misin?
—Bravo
—Yaşa.
—Aferim sana.Oh be sonunda söyledin .Patladık ya hu.
—Aaa bunlar nerden çıktı Refik Amca, Ali,Zeynep.N’oluyor Serap?
—Dedim ya herkes bizi birleştirmeye uğraştı.İşte dostlarımız.
—Şunlar?
—Annemle babam.
—Merhaba efendim.Şey özür dilerim(hay Allah çocuk gibi bu heyecan nerden çıktı.Ah canım anneciğim babacığım şimdi burda siz de olsaydınız.)
—Oğlum n’oldu?
—Hiç,şey mutluluğun şaşkınlığa karışması.
—Hadi,çok konuşma.Biz nikah işlemlerini başlattık.Tabi senin haberin yok ama Refik Bey’deki vekaletinle biz işi çoktan hazırladık.Ama kızımın da bundan haberi yoktu ona da sürpriz oldu bu.
—Ama ya anlaşamasaydık
— O zaman okkalı bir dayağı yerdin.
—Refik Amca!
—E hadi.Daha kızımızın elinden kahve içeceğiz değil mi ama!
ALİ SALİHSÜLEYMANOĞLU
Bu hikayeyi Ali Salihsüleymanoğlu mahlasıyla yazan Boğaziçi Üniversitesi ,Türk Dili ve Edebiyatı'nda okuyan sayın MUHAMMET ALİ DEMİR’e teşekkür eder nice hikayelerini bu mahlasla yazmasını canı gönülden beklerim.Ayrıca hikayenin gerek biçimsel gerekse içerik açısından düzenlenmesine yardımcı olan ve yine Boğaziçi Üniversitesi, Türk Dili ve Edbiyatı’nda okuyan sayın Ali Öztürk’e de teşekkürlerimi sunmayı kendime bir borç telakki etmekteyim
Ali Salihsüleymanoğlu
|